BARIŞ BEKAR /
[email protected]
EKONOMİK kriz, finans sektöründe en çok yatırım şirketlerini etkiledi. İşlemlerin azalmasıyla birlikte rekabet arttı. Rekabetin artması, zaten düşü olan ücret ve komisyon gelirlerinin operasyonel giderleri karşılamakta yetersiz kalmasına neden oldu. Hal böyle olunca da Türkiyede yatırım şirketleri yeniden yapılanmaya başladı. Bazı aracı kurumlar lisanslarını SPKya iade ederken, bazıları da şubelerini bağlı oldukları banka şubeleriyle birleştirdi.
Bu süreçte kurumsal ve bireysel müşterilerini ayırarak ikiye bölünen Yapı Kredi Yatırım, İstanbuldaki şubelerini tek bir merkezde topladı. 2009 yılına hem içerik hem de şekil olarak yeniden yapılanarak giren Yapı Kredi Yatırımın Genel Müdürü Ahmet Yıldırımla sektörün durumunu ve .
Önce isterseniz kriz ve piyasalardan başlayalım. Krizin neresindeyiz?
Türkiye, ABD ve AB ülkelerine göre şanslı bir konumda. Çünkü Türkiyede borçluluk oranı ABD ve AB ülkelerine göre çok düşük. Bizde mortgage kredileri gayri safi milli hasılanın yüzde 7si civarında. Avrupada ise birçok ülkede yüzde 100ün üzerinde. Bu bizim için avantaj. Hala önümüzü göremiyoruz ama durum 6 ay öncesinden çok farklı. ABDde planlar oturmaya başladı. Yavaş da olsa düzelme olacak.
Borsa toparlanmaya başlar mı?
Borsa çok geriledi. İMKB, 300 günlük ortalamasının dolar bazında yüzde 42 altında. Teknik olarak bu, sonuna kadar satmışsın demek. İMKB çok ucuz ve hisselerin fiyat/kazanç (piyasa değeri/net kar) oranı 6larda. Gelişmekte olan piyasalarda bu oran 8, dünya genelinde ise 10.5. Yani Türkiye piyasaları çok ucuz ve alım için çok uygun. Benim beklentim, kısa vadeli bir ralli olacağı yönünde. Ancak daha sonra bu ralli de törpülenir. Eski değere ulaşmak çok zor.
Borsada 60 binli seviyeleri görebilir miyiz?
Ne zaman görürüz bilemiyorum. Ancak şu an için mümkün değil. Türkiye çok iyi bir ekonomik performans gösterir, yabancı yatırımlar gelir, şirketlerimiz de çok karlı olursa böyle bir çıkış olabilir. Ama kısa vadede çok zor. Türkiyede halka açıklık oranı çok yüksek değil. Aynı zamanda halka açık şirketlerin şeffaflığı da yatırımcıların beğendiği kadar değil. Bankacılık sektörü eskisi kadar kuvvetli olamaz. Bir kere yatırım bankacılığı artık bitti. Yatırım bankası kalmadı. ABDye baktığımızda, yatırım bankalarının bazılarına mevduat toplama lisansı verildiğini görüyoruz. Bunu da yatırım bankalarını mevduat sigorta fonunun kapsamına almak için yaptılar. Türkiyede İMKBnin yüzde 40ını bankacılık sektörü oluşturuyor. İMKByi ancak bankacılık sektörü yukarı çekebilir. Ben önümüzdeki 2-3 yıl için bunu uzak ihtimal olarak görüyorum.
Size gelecek olursak... Kriz aracı kurumları ne kadar etkiledi?
Halen 80-85 tane aracı kurum var. Çok azının komisyon geliri operasyonel giderlerini karşılayabiliyor. Bunlardan biri de biziz. Aracı kurumlar kurulmuşlar ama komisyon gelirleri çok az. Çok ciddi bir rekabet var. Kurumlar pazar paylarını artırabilmek için komisyon oranlarını düşürüyor. Gelirler operasyonel giderleri karşılayamaz hale geldi. İşlem hacmi çok düştü. 2008 yılında işlem hacmi yüzde 14 azaldı. 2009da daha da düşecek.
Ne tür önlemler alınıyor?
Küçük aracı kurumlar lisanslarını SPKya iade etti. Aracı kurumluk lisansını sakladılar. Para kazanmadıkları lisanslarını iptal ettiler. Bazıları çalışan sayısını azalttı. Yapılan işlemlere bakıldığında küçük aracı kurumlarla büyüklerin arasında bir fark yok. Bizim tek farkımız hizmet kalitesi ve altyapı imkanlarının daha iyi olması. Özellikle danışmanlık konusunda tercih ediliyoruz.
Yapı Kredi Yatırım sektörün neresinde?
353 milyon TL sermayeyle en büyük iki şirketten biriyiz. İşlem hacminde ikinci sıradayız. Banka ağıyla hizmet veriyoruz. Küçük bir aracı kurum olsaydık bu kadar çok müşteriye ulaşamazdık. Genel sıkıntı budur. Bankalar ayakta kalacak ama piyasada genel bir konsolidasyon olacak. Bazı aracı kurumlar tamamen lisanslarını iptal ettirecek, bazıları da birleşecek.
Siz de şube kapattınız mı?
Biz İMKBde hisse senedi kesin alım-satım pazarında en fazla işlem hacmi yapan kuruluşuz. Yine aracı kuruluşlar arasında en karlısıyız. Karımız 47 milyon TL. Sermayedarımızın bizden beklentisi var. Biz buraya ciddi bir sermaye koyduk. Bundan dolayı kar etmek zorundayız. Komisyon oranlarımızda herhangi bir azaltmaya gitmiyoruz. Ciddi bir kurumuz ve birçok çalışanımız var. Bundan dolayı komisyon gelirlerimiz faaliyet giderlerimizi karşılıyor. Karımız toplam sektör karının yüzde 34ü. Bu ne demek? Çoğu şirket zarar ediyor... Şube kapatma konusunda da durum biraz farklı. 6 tane şube kapattık. Ancak aynı çalışan sayısıyla hizmete devam ediyoruz. Yani yatırım işlemini merkezileştirdik.
Buna neden gerek duyuldu?
Artık işlemlerin yüzde 97si telefonla yapılıyor. Geri kalanların büyük bir kısmı da ADK (alternatif dağıtım kanalları) aracılığıyla yapılıyor. Dolayısıyla şubeye gelen müşteri yok. İstanbul dışında halen 5 şubemiz faaliyet görüyor. Eskiden seans odaları vardı. Erişim imkanı olmadığı için seans odalarından borsa işlemleri yapılırdı. Şu anda hemen herkesin evinde bilgisayarı var. Artık şubeleşmek İstanbulda gerekli değil. Şubeler önemli maliyetlerdi ve maliyetlerin dikkat çektiği bir ortamda tasarruf yaptık.
Şube kapatmanın hiç olumsuz etkisi olmadı mı?
Küresel krizin 2008 ağustos ayında hızlandığını kabul edersek, bizim o dönemde pazar payımız yüzde 4.45ti. Yıl sonuna geldiğimizde yüzde 6.50ye yükseldi. Yani İMKB aşağı giderken bizim pazar payımız arttı. İstanbul dışında da şubelerimiz var ve biz onları birer üs olarak pazarlama faaliyetleri için kullanıyoruz. Ne olursa olsun Türkiyenin sermaye piyasası merkezi İstanbul. İstanbuldaki kurumlar ve kişiler sermaye piyasalarına daha yakın. İstanbul dışında daha fazla pazarlama faaliyeti gerekiyor. Bunun için de yerleşik ve uzman bir ekip gerekiyor.
Kurumsalla bireyseli de ayırdınız. Buna neden gerek duyuldu?
Biz kurumsal işleri de ayrıştırdık. Bizim İtalyan ortağımızın yatırım bankacılığı tarafı Rusya ve Doğu Avrupaya hakim. Bugün özelleştirme, satın alma, birleşme, borçlanma senetlerinin çıkarılması gibi konularda çok ciddi uzmanlıkları var. Şu anda iki ayrı şirket, iki ayrı uzmanlık alanında faaliyet gösteriyor. İki şirket aynı sermayedar için çalışıyor. Aynı ortaklık yapısıyla UniCredit Menkul Değerler adlı yeni bir şirket kuruldu. Kurumsal faaliyetler bu şirkete aktarıldı. İtalyan ortak bu işte çok kararlı ve etkin davranıyor. Özellikle Doğu Avrupada çok aktifler.
KUTU
100 liramın 50sini hisseye yatırırım
Şu anda faizler düştü, altın ve kurlar yükseldi. Borsada umut yok. Yatırımcı ne yapmalı? Bu soruyu Ahmet Yıldırım şöyle yanıtlıyor: Hazine bonosu faizleri için 2 ay önce yüzde 21leri konuşuyorduk. Şu an faizler yüzde 15lerde. Arada 6 puanlık fark var. Yüzde 21den alsaydınız yüzde 30 kazancınız olacaktı. Faizler çok düştü ama hala marj var. Hazine bonosu daha para kazandırır.
Hisse senedi piyasalarında da kazanç fırsatı var. Endeks, dolar bazında 200 günlük ortalamasının yüzde 42 altında. Ancak borsada biraz daha seçici olmak gerekiyor. Borsada kısa vadeli yükseliş olacaktır. Doğru kağıtları seçmek ve satmasını da bilmek gerekir. Bizim yatırımcı alır ama satmasını bilmez. Bence borsaya girmek için uygun zaman. 100 lirası olan bir yatırımcıya, bundan 4 hafta önce 30 lirasını borsada tutmasını tavsiye ederdim. Şimdi ise 50 lirasını borsaya koymasını tavsiye ederim. Ancak bu tavsiyemi borsadan çıkmak şartıyla verirdim. Ben olsam, kar edince 20 lirasını satar 30 lirasını borsada bırakırım. Yıl sonunda endekste bu seviyelerin yüzde 30-40 üzerini görebiliriz.