YELLEN VE DİĞER MERKEZ BANKALARININ BAŞKANLARI PİYASALARI YANILTIYORLAR
-FED’in kolay para politikasını bitirmesinin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisi ne olur?
Dr. Jerome Booth: Bu çok önemli bir soru ve çok uzun bir cevabı var. (Gülüşmeler) Gerçek cevabı almanız için kitabımı okumanız gerekiyor.
Bu soruyu cevaplamaya parasal genişlemenin ne olduğunu açıklayarak başlamamız gerekiyor. Ama bunu da cevaplamadan önce batıdaki ekonomik problemin çekirdeğinde neyin yattığını anlamamız gerekiyor. Banka başarısızlıklarının tarihine bakalım. Yüzlerce yılda, binlerce banka battı. Bir banka battığında bankacılık sistemi sistemik bir riske maruz kalıyor. Bu sebeple devletler bankalara el koyma ihtiyacı duyuyorlar. Çünkü işletmeleri ateşlemek ve sermayeyi korumak istiyorlar. Krediye ne için ihtiyaç duyulduğunu bildikleri için kredi vermeye devam etmenin rolünü arıyorlar.
Politik olarak banka lobiciliğinin ne kadar kuvvetli olduğu unutmamak gerek. Buna ABD’de izin verilmedi ama İngiltere’de bu gerçekleşti ve banka sermayeleri tekrardan yapılandırıldı. Bu sistemi, içi su dolu bardağa benzetilebilir. Eğer likiditeyi bardağı taşıracak kadar arttıramazsanız reel ekonomiye katkı sağlayamazsınız. ABD bankacılık sisteminde 2 trilyon dolarlık bir boşluk olduğunu farz edin, bardağa bir trilyon dolar doldursanız bile bardağı içindeki likidite yeterli olmayacaktır.
Peki, bu problemle nasıl yüzleşeceğiz? Banka sermayelerini yeniden yapılandırarak mı? FED, kendisini Amerikan ekonomisi ve bunalım arasındaki tek sorumlu kurum olarak görüyor. Ancak parasal genişleme ekonomiyi canlandırmak için ortaya atılmadı. Bu parasal genişleme bankaların sermayelerini tekrardan yapılandırıp ekonomik bunalımı ötelemek için kullanıldı. Parasal genişlemeyi anlamak için Frank Knight ve John Maynard Keynes’i anlamamız gerekiyor. Frank Knight, riski tanımlayan insandır. Olası ihtimallere karşı riski paylaşabilirsiniz. Bu şekilde riske karşı kendinizi koruyabilir ve garantiye alabilirsiniz. Riski dağıtamazsanız kendinizi koruyamazsınız. Keynes’in genel teorisine göre pek çok risk söz konusuysa kimse yatırım yapmaz, kimse işe adam almaz ve yeni fabrikalar kurulmaz. Böylece ekonomik krizin önü açılır. Talep en düşük seviyeye geriler. Biz buna otuzlu yıllardan beri şahit oluyoruz. Bankalarının sermayelerinde yaşanan problem sebebiyle ekonomik bunalım tehdidi doğuyor. Fed’in karşılaştığı bir ekonomik bunalım riskiydi. Ben Bernanke, bankaları ateşleyerek umutsuzca bunalımı ötelemeye çalıştı. Ama bu etkili bir çözüm değildi. Çünkü bu denenmemiş bir formüldü. Parasal genişlemenin esas amacı bunalımı engellemek, öyle değil mi? Ama bunalıma çözüm olamıyor. Hatta parasal genişleme belirsizliği arttırıyor ve bunalımı pekiştiriyor. Parasal genişlemeyle piyasalar olanın haricinde bir şeye inandırılmaya çalışıyorlar. Piyasalara parasal genişlemenin faydalı olacağı mesajı veriliyor.
Hikayenin birinci kısmı bu. Ben Bernanke farklı kıyafetlere giren bir amigodan başka bir şey değildi. Zaten sonrasında da parasal genişleme çok başka bir şeye dönüştü. Mesela olağanüstü borca sahip olan bir ülkeyseniz, borcu zamanla azaltmanın üç yolu vardır. Birincisi, problemin kendi hızında düzelmesini bekleyebilirsiniz ancak bu en acılı yoldur. İngiltere ‘de Napolyon savaşlarından sonra 1820’de borcun GSYH’ya oranı yüzde 240’tı ve bu oranın makul bir orana düşmesi yaklaşık 80 yıl aldı. Ancak bugünkü sistemin böyle bir zaman bekleme şansı olmadığını biliyoruz. İkinci olarak borcu düşürmek için birikimleri kullanma yolu kullanılabilir. Finans psikolojisinde şöyle bir şey vardır, eğer birikiminiz ağır ağır aşırılıyorsa büyük tepkiler vermezsiniz. Özellikle de başkalarının parası çalınıyorsa.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD ve Avrupa’da başarıyla yapılan şey buydu. Yurt içindeki birikimlere el konularak, devlet finanse edilmişti. Devletin üzerindeki yük böylece azaltılmıştı. Yaptığınız aslında emeklilik fonlarıyla devletin borçlarını üstlenmek. Bu şekilde hazine bonoları ve devlet tahvillerine talep yaratılarak sistemi kuvvetlendirebilirsiniz.
Parasal genişleme bankaları kuvvetlendirmek için ortaya atılmıştı ama artık faiz oranını düşük tutmak ve birikimleri yağmalamak için de kullanılıyor. Ama kimse yağmalanmak için para biriktirmez. Fakat en iyi haliyle merkez bankası politikaları altı haftada bir ekonominin seyrine göre değiştirilen bir şey.
Birkaç haftada bir Janet Yellen ya da diğer merkez bankalarının başkanları sürekli çelişen mesajlar veriyorlar. “Enflasyon yükselecek ya da faizler düşecek” diye konuşuyorlar. Bence bu açıklamalarla piyasaları yanıltıyorlar. Böylece günlük yatırımcı ile uzun vadeli tahvil yatırımı yapan yatırımcı arasında belirgin bir fark kalmıyor. Merkez bankaları bireysel yatırımcıları, hatta sadece onları değil; ülkeleri, özellikle büyümekte olan ülkelerin merkez bankalarını yanıltıyorlar.
Bu ülkeler dünyada en çok kredi çeken ülkeler. Ve dünyadaki merkez bankası rezervlerinin yüzde 85’i bu ülkelerde. Gelişmekte olan ülkelerin bazıları ise paralarını ABD’ye geri taşıyarak değerlendiriyorlar. Böylece global ekonominin dengesi bozuluyor. bu dünyanın en büyük ikinci makro ekonomik problemi. Ve sürekli büyümeye devam ediyor. Ama bu sürdürülemez.
ABD başkanlarından Nixon’un danışmanı Herbert Stein, 1971’de paranın doğasını değiştirmişti. Stein’ın altına bağımlılığı kaldırma fikri ile şu anki para akışı arasında doğrudan bir bağlantı var. Herbert, ‘Bir şey sürdürülemezse o şey durdurulur’ demişti. Çok parlak bir fikir gibi gözükmese de bu oldukça önemli bir yorum.
Ve büyümekte olan ülkeler ABD Hazine kağıtlarını almaya devam ediyorlar. Böylece para büyüyen ülke merkez bankalarından Amerika’ya akmaya devam ediyor. Hatta bu akış, Batılı ülkelerin büyüyen ülkelere yaptığı yatırımdan daha fazla. Ama şöyle bir algı var: Batı’ya ya da Amerika’ya yatırım yapmak risksizdir. Ya da gelişen ülkelere yatırım yapmaktan daha risksizdir şeklinde düşünülüyor. Fakat, aslında risk her yerdedir…
Ben bu durumu kitabımda Co-prefory Disease olarak nitelendiriyorum. Bu durum her yerde var. Ama insanlar nedense riskin ABD ve Avrupa’da olmasını görmek istemiyorlar. Avrupa’da sürekli olarak büyümekte olan ülkelerde ne kadar paramızın olduğunu sorarız. Bu sorunun cevabı 20 milyar eurodur. Ancak esas konu büyümekte olan ülkelerin ne kadar parasının batılı ülkelerde olduğudur. Büyüyen ülkelerin merkez bankaları ve devlet tahvil fonları ellerinde 11 trilyon dolar Batılı ülkelerin devlet tahvilini bulunduruyor. Yani Batılı ülkelerden gelen paralar büyümekte olan ülkelerden böylece çıkıyor.
1971’de olan da tam olarak buydu. Dolar çökmüştü ve Avrupa merkez bankaları Amerika’nın kreditörüydü. En sonunda altına bağımlılık kaldırılarak iki taraf arasındaki bağ kopartıldı. Şu an dünya ekonomisindeki en büyük risk büyümekte olan ülkelerin ABD ile olan bağlantıyı kopartmasıdır.
Sorunuzun cevabına daha şimdi geliyoruz. İlk olarak parasal genişleme asla ABD ekonomisine ya da global ekonomiye para aktarmamıştır. Parasal genişleme ile para doğrudan bankacılık sistemine gitmiş ve döngüsel olarak bankacılık sisteminin kasasına geri döndu. Para reel ekonomiye girmedi. Para ABD haricindeki ekonomilere de girmedi.
İkinci olarak parasal genişleme faiz artırımından başka bir şeydir. ABD şu an faiz artırımı yapmıyor. Çünkü ABD’li tüketiciler uzun süredir devam eden bir olumsuz ekonomi algısına sahipler. Ve ABD ekonomisinin düzeldiği tam bir safsatadır. Amerika’da 46 milyon insan açlık sınırında yaşıyor. Gerçek işsizliğin yüzde 15-17 seviyesinde olduğu tahmin ediliyor. Bu, sağlıksız bir ekonomidir. Bu ekonomiye likidite pompalayarak ve büyüyen ülke ekonomilerini yanıltarak onları kendilerini finanse etmeye teşvik etmek ekonominin iyiye gitmesini sağlamaz.
Evet, ABD’de banka sermayeleri daha sağlıklı bir hale getirildi ama sağlıksız krediler hala var. Bu kategoride özellikle ev kredilerinin oranı hala çok yüksek…
Parasal genişlemeyi özetlemek gerekirse, ilk olarak parasal genişlemeyle dolaşan para büyüyen pazarlara hiç girmedi. İkinci olarak, ABD’nin genişlemesi bitse de Avrupa ve Japonya’da devam ediyor.
Son olarak ABD faizi kolayca arttıramayabilir. Küçük bir oranda arttırabilir ama belirgin bir artış için yıllar geçmesi gerekecek.
Geriye bir yol kalıyor. Size iki yol olduğunu söylemiştim. İkinci yol enflasyondur. Faiz oranlarının üzerinde enflasyona sahip olursanız insanların birikimlerini aşırmayı başarabilirsiniz. Bu hızlı bir yöntemdir. Yetmişlerde bu yol kullanılmıştır.
Yani parasal genişleme ile büyüyen pazarlara para geldiği bir mittir. Parasal genişleme hala bitmemiştir. Avrupa ve Japonya bu işe devam edecek. Bütün bunlara rağmen büyüyen pazarlar yurt dışı ile ilgili bütün problemlerini çözecek güce sahipler. Çünkü blok olarak bütün bu ülkeler döviz rezervcisidir.
Ancak bu durumun sürdürülemez olması büyüyen pazarlar için esas problem olarak görülmemeli. Evet, hava biraz kötü olabilir ama yağmur yağarsa şemsiyenizi yanınıza alırsınız.
Türkiye’deki esas problem iç yatırımı arttırmak ve verimliliği geliştirmek. Bu durum Brezilya’da ya da diğer ülkelerde de böyle. Bütün büyümekte olan ülkelerde yapısal reformlara ihtiyaç var. Ancak sadece iç gelişmelerle istenilen sonuçlara ulaşamayabilirsiniz. Dünyada tek bir faiz oranı ya da para birimi yok. Ama Amerika odaklı bir düzelme söz konusu ve bu da oldukça sağlıksız…
Bernanke ne zaman ECB'nin Başkanı oldu?
Hisse | Fiyat | Değişim(%) | Piyasa Değeri |
---|---|---|---|
AKBNK | 53,25 | 0,76 | 276.900.000.000,00 |
ALBRK | 6,21 | 0,65 | 15.525.000.000,00 |
GARAN | 116,40 | -0,60 | 488.880.000.000,00 |
HALKB | 20,86 | -0,48 | 149.874.469.956,12 |
ICBCT | 12,98 | 0,93 | 11.162.800.000,00 |
ISCTR | 12,34 | 0,33 | 308.499.629.800,00 |
SKBNK | 5,04 | 2,02 | 12.600.000.000,00 |
TSKB | 11,08 | 1,00 | 31.024.000.000,00 |
VAKBN | 23,44 | -0,17 | 232.429.200.499,12 |
YKBNK | 24,42 | 1,08 | 206.276.992.355,28 |
Finansingundemi.com’da yer alan bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Burada yer alan bilgiler, güvenilir olduğuna inanılan halka açık kaynaklardan elde edilmiş olup bu kaynaklardaki bilgilerin hata ve eksikliğinden ve ticari amaçlı işlemlerde kullanılmasından doğabilecek zararlardan www.finansingundemi.com ve yöneticileri hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemektedir. Burada yer alan görüş ve düşüncelerin www.finansingundemi.com ve yönetimi için hiçbir bağlayıcılığı yoktur. BİST isim ve logosu “koruma marka belgesi” altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BİST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BİST’e ait olup, tekrar yayınlanamaz.